Anayasa Mahkemesinin 2016/7192 Basvuru Numarali Karari – Emekli Maasi Kesilmesi

Anayasa Mahkemesi Emekli Maasi Kesilmesi

11 Aralik 2019 Tarihli Resmi Gazete

Sayi: 30975

Anayasa Mahkemesi Baskanligindan:

BIRINCI BÖLÜM KARAR

MUZAFFER PEKER BASVURUSU

Basvuru Numarasi: 2016/7192

Karar Tarihi: 7/11/2019

Baskan: Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Sevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTES

Raportör: Mahmut ALTIN

Basvurucu: : Muzaffer PEKER

L BASVURUNUN KONUSU

1. Basvuru, sosyal güvenlik ayliginin kesilmesi ve ödenen ayliklarinin iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ihlal edildigi iddiasina iliskindir.

II. BASVURU SÜRECI

2. Basvuru 15/4/2016 tarihinde yapilmistir.

3. Basvuru, basvuru formu ve eklerinin idari yönden yapilan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmustur.

4. Komisyonca basvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafindan yapilmasina karar verilmistir.

5. Bölüm Baskani tarafindan basvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapilmasina karar verilmistir.

6. Basvuru belgelerinin bir örnegi bilgi için Adalet Bakanligina (Bakanlik) gönderilmistir. Bakanlik, görüs bildirmemistir,

III. OLAY VE OLGULAR

7. Basvuru formu ve eklerinde ifade edildigi sekliyle olaylar özetle söyledir:

8. Isçi olan basvurucu 1956 dogumlu olup Ankara’nin Sincan ilçesinde ikamet etmektedir.

9. 14/3/2002 tarihinde yaslilik ayligi tahsisi talebinde bulunan basvurucuya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafindan 15/3/2002 tarihinden itibaren aylik baglanmistir.

10. Yaslilik ayliginin baglanmasindan sonra basvurucunun 6/5/2006 tarihinde Belpa Ankara Egitim Sag. Hiz. Ins. Enr. Gid. Tem. Ith. Ihr. Tic. A.S.de (Belpa A.S.) çalismaya basladigi gerekçesiyle SGK tarafindan 21/9/2011 tarihinde yaslilik ayligi kesilmis ve basvurucudan yapilan ödemenin iadesi istenmistir.

11. SGK tarafindan basvurucu aleyhine 6/5/2006-21/9/2011 tarihleri arasindaki dönemde 60.455,90 TL asil ve 14.199 TL faiz alacagi için Ankara 4. Icra Müdürlügünün 2011/12163 Esas sayili dosyasinda icra takibinde bulunulmustur. Basvurucunun itirazi ile takip durmustur.

12. Basvurucunun itirazi ile duran takibe karsi SGK tarafindan 24/7/2012 tarihinde Ankara 15. Is Mahkemesinde (Mahkeme) itirazin iptali davasi açilmistir. Mahkemece 17/7/2013 tarihinde davanin kabulüne karar verilerek itirazin iptaline ve takibin kaldigi yerden devamina karar verilmistir. Kararin gerekçesinin ilgili kisimlari söyledir:

“…Davacinin yaslilik ayligi almaya basladiktan sonra 06.05.2006 tarihinde Belpa A.S. sirketinde çalismaya basladigi, bu sirketin Ankara Büyüksehir Belediyesi bünyesinde bir belediye iktisadi tesebbüsü olarak kurulup, faaliyet gösterdigi, dolayisi ile davacinin çalistigi yerin 5335 sayili yasa kapsaminda kaldigi görülmüstür

Bu durumda davali 5335 sayili yasanin emredici hükmüne uymaksizin çalisma yapmistir. O halde SGK tarafindan bu çalisma dönemi açisindan emeklilik ve yaslilik ayliklarinin kesilmesi olgusunun hukuka uygun bulundugu, dolayisi ile ödenen ayliklarin da yersiz ödeme olarak davaci kurum tarafindan istenebilecegi,

davaliya yapilan yersiz ödemelerin davaci kurumun hatali islemlerinden kaynaklanmadigi, buna iliskin herhangi bir verinin dosyada bulunmadigi, davali tarafin da bu konuda herhangi bir delilini sunmadigi anlasilmakla davacinin sübut bulan davasinin kabulüne karar verilmistir.”

13. Temyiz edilen karar, Yargitay 10. Hukuk Dairesi (Daire) tarafindan 27/10/2014 tarihinde bozulmustur. Kararin gerekçesinde, karar tarihinden sonra yürürlüge giren 10/9/2004 tarihli ve 6552 sayili Is Kanunu ile Bazi Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Degisiklik Yapilmasi ile Bazi Alacaklarin Yeniden Yapilandirilmasina Dair Kanun‘un 81. maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayili Sosyal Sigortalar ve Genel Saglik Sigortasi Kanunu‘na eklenen geçici 60. maddesinin dokuzuncu fikrasi geregi davaya konu borç yapilandirma kapsaminda bulundugundan buna göre yapilacak degerlendirmeyle bir karar verilmesi gerektigi belirtilmistir.

14. Mahkemece bozma kararma uyularak yapilan yargilama neticesinde 5/5/2015 tarihinde davanin kabulüne karar verilmistir. Kararin gerekçesinde, bozma karari dogrultusunda arastirma yapildigi ve SGK’nin alacak talebinin önceki kararinda belirtilen gerekçe dogrultusunda yerinde oldugu belirtilmistir.

15. Basvurucu tarafindan temyiz edilen karar, Daire tarafindan 7/3/2016 tarihinde onanmistir.

16. Her ne kadar Mahkemece basvurucunun 6/5/2006-21/9/2011 tarihleri arasinda Belpa A.S.de çalistigi kabul edilerek bu tarihler arasinda ödenen ayliklarin faiziyle iadesine hükmedilmis ise de SGK’nin 11/4/2016 tarihli yazisindan basvurucunun 21/6/2009 tarihine kadar anilan Sirkette çalistigi açiklanarak 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasindaki dönemde yersiz ödenen ayliklar için yeniden borç kaydi olusturulacagi belirtilmistir.

17. Basvuru tarihinden sonra yeniden düzenlenen borç kaydina iliskin olarak SGK’dan gönderilen yazidan 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasindaki dönem yönünden 32.033,97 TL asil ve 10.531,58 TL faiz alacagi olmak üzere toplam 42.565,55 TL borç kaydi olusturuldugu ve borcun tahsil edildigi anlasilmistir.

18. Nihai karar 16/3/2016 tarihinde basvurucuya teblig edilmistir.

19. Basvurucu 15/4/2016 tarihinde bireysel basvuruda bulunmustur.

IV. ILGILI HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 27/4/2005 tarihli ve 5335 sayili Kanun’un 30. maddesinin ikinci fikrasi söyledir:

“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaslilik ayligi alanlar bu ayliklari kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafindan kurulan birlik ve isletmeler, sosyal güvenlik kurumlan, bütçeden yardim alan kuruluslar ile özel kanunla kurulmus diger kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluslari, kamu iktisadi tesebbüsleri ve bunlarin bagli ortakliklari ile müessese ve isletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlasi kamuya ait olan diger ortakliklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalistirilamaz ve görev yapamazlar”

B. Uluslararasi Hukuk

21. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (AIHM), Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi’ne (Sözlesme) ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamindaki davalara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anilan maddenin mülk edinme hakkini korumadigi biçimindeki ilkenin sosyal güvenlik ödemeleri ve sosyal yardimlar yönünden de geçerli oldugunu belirtmektedir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 38). AIHM’e göre bir ekonomik menfaatin sonradan ortadan kaldirilmasi, olayin somut kosullari çerçevesinde tek basina o ekonomik menfaatin en azindan ortadan kaldirildigi ana kadar Sözlesme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamina mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan tartisma konusu ekonomik menfaate hak kazanmanin sarta baglandigi durumlarda, kosulun yerine getirilmemesi sonucu kaybedilen sarta bagli hakkin Sözlesme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi anlaminda mülk olarak degerlendirilmesi mümkün degildir (Moskal/Polonya, § 40).

22. AIHM; sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle birlikte bunun kural olarak -kamu otoritelerinin ihmallerinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere- hatali islemlerini geri almasina engel teskil etmeyeceginin altini çizmektedir. AIHM’e göre aksi karara varilmasi, haksiz zenginlesme yasagina aykirilik olusturur. Bu durum ayni zamanda sosyal güvenlik sistemine katki payi ödeyen ve özellikle katki payi ödedikleri hâlde kanuni kosullari tasimamalari nedeniyle bundan yararlanamayan diger bireylere haksizlik olusturur. Son olarak bu, sinirli kamu kaynaklarinin kamu yararina uygun olmayan alanlara harcanmasi sonucunu dogurur. AIHM, hatanin herhangi bir üçüncü tarafin kusuru olmaksizin kamu makamlarindan kaynaklanan durumlarda basvurucuya yüklenen külfetin daha farkli bir orantililik yaklasimi esas alinarak yapilmasi gerektigini vurgulamistir. AIHM sonuç olarak basvurucunun emekli ayligindan yoksun birakilmasinin sonuçlarina dikkati çekmis; basvurucunun yasi, yeni bir gelir elde etme olanaginin bulunmamasi gibi etkenleri de gözeterek mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin ölçülü olmadigi sonucuna varmistir (Moskal/Polonya, §§ 73-76).

23. Cakarevic/Hirvatistan (B. No: 48921/13, 26/4/2018) kararina konu olayda da basvurucu 1995 yilinda, çalistigi sirketin iflas etmesi nedeniyle issiz kalmistir. Basvurucu, emekliligine iki ay kaldigi için emekli olamamis ancak kendisine bir yil süreyle issizlik ödenegi baglanmistir. Basvurucuya bir sekilde bu bir yila ek olarak üç yil daha issizlik ödenegi ödenmesine devam edilmistir. Basvurucu ise ayni zamanda psikiyatrik sorunlari oldugundan çalisabilecek durumda da degildir. Idare geçmise yönelik fazla ödemelerin faiziyle birlikte iadesini (altmis civari taksitte) istemistir. AIHM ilk olarak basvurucunun hata veya hilesinin bulunmadigini, kusurun da idareden kaynaklandigini tespit etmistir. Ayrica basvurucudan sadece ana paranin degil faizin de istendigini vurgulamistir. AIHM’e göre altmis civari taksite baglansa da hiçbir geliri ve mal varligi bulunmayan basvurucu için bu durum da agir bir yük olusturmaktadir. Ayrica somut olayda basvurucunun hastalik hâlinin ve ödenen yaslilik ayliginin çok mütevazi olmasinin hiç gözetilmedigini ifade etmistir. AIHM, basvurucunun emekli olmasina kisa bir süre kaldiginin ancak isvereninin iflas etmesi nedeniyle bu hakka kavusamadiginin da altini çizmistir. AIHM tüm bu hususlari gözeterek hatali ödenen paranin basvurucudan iadesinin istenmesinin ölçülü olmadigi sonucuna ulasmistir (Cakarevic/Hirvatistan, §§ 77-91).

V. INCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmis oldugu toplantida basvuru incelenip geregi düsünüldü:

A. Basvurucunun Iddialari

25. Basvurucu, ise baslamadan önce yetkili kisilere konuyu sordugunu ve kendisine “Kanunda sikinti var, sikinti olmaz, rahatça çalisabilirsin.” dedikleri için ise basladigini ifade etmistir. Aslinda sundugu belgelerle 2006-2009 yillari arasinda çalistigini ispatlamasina ragmen Mahkemece 2006-2011 yillari arasinda çalistiginin kabul edildigini oysa mahkeme kararinin kesinlesmesinden sonra SGK tarafindan bu durumun dikkate alindigini, bunun da hakkinin açikça ihlal edildigini gösterdigini belirtmistir. Basvurucuya göre SGK tarafindan her ay destek primi kesilmesi nedeniyle haksiz ödeme yapildigi iddiasi asilsizdir. Ayrica destek primi kesintisi yapilmasi SGK tarafindan durumun bilindiginin açik göstergesidir. Sonuç olarak basvurucu, arkadaslarinin benzer davalarinin lehlerine sonuçlandigini belirterek sundugu bilgi ve belgeler incelenmeksizin hukuka aykiri karar verildigini iddia etmistir.

B. Degerlendirme

26. Anayasa’nin”Mülkiyet hakki” kenar baslikli 35. maddesi söyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yarari amaciyla, kanunla sinirlanabilir.

Mülkiyet hakkinin kullanilmasi toplum yararina aykiri olamaz.”

27. Anayasa Mahkemesi, olaylarin basvurucu tarafindan yapilan hukuki nitelendirmesi ile bagli olmayip olay ve olgularin hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Basvurucu hangi haklarinin ihlal edildigini açikça belirtmemis ise de sikâyetinin özü, ödenen bir kisim yaslilik ayliginin geri alinmasina yönelik oldugundan tüm sikâyetlerinin mülkiyet hakki kapsaminda incelenmesi gerektigi degerlendirilmistir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Açikça dayanaktan yoksun olmadigi ve kabul edilemezligine karar verilmesini gerektirecek baska bir neden de bulunmadigi anlasilan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin kabul edilebilir olduguna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varligi

29. Anayasa’nin 35. maddesinin birinci fikrasinda “Herkes, mülkiyet ve miras haklarina sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakki güvenceye baglanmistir. Anayasa’nin anilan maddesiyle güvenceye baglanan mülkiyet hakki, ekonomik deger ifade eden ve parayla degerlendirilebilen her türlü mal varligi hakkini kapsamaktadir (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu baglamda mülk olarak degerlendirilmesi gerektiginde kusku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunlarin üzerinde tesis edilen sinirli ayni haklarin ve fikrî haklarin yani sira icrasi kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkinin kapsamina dâhildir (Mahmut Duran ve digerleri, B.No: 2014/11441,1/2/2017, § 60).

30. Anayasa’da yer alan mülkiyet hakki, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakki içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme sartiyla veya sartsiz olarak sosyal yardim alma hakki seklinde bir ödeme yapilmasi öngörülmüs ise yargisal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatin aradigi sartlari yerine getiren bireyin mülkiyet hakki kapsamina giren bir menfaatinin dogdugu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36). Ayrica mülkiyet hakkinin belli sartlar altinda ortadan kaldirilmasi, onun en azindan ortadan kaldirilincaya kadar mülk olarak kabul edilmesine engel teskil etmez (Bülent Akgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).

31. Somut olayda SGK tarafindan basvurucunun yaslilik ayligi çalismaya baslamasi üzerine kesilmis ve 2006-2011 yillari arasinda ödenen yaslilik ayliklarini geri ödemesi basvurucudan istenmistir. Yaslilik ayliginin basvurucuya ödenmesiyle basvurucunun mevcut mal varligi hâline geldigi tartismasizdir. Bu nedenle bunlarin ilgili mevzuatta öngörülüp öngörülmediginin tartisilmasina dahi girilmeksizin Anayasa’nin 35. maddesi baglaminda mülk oldugunun kabulü gerekir.

b. Müdahalenin Varligi ve Türü

32. Anayasa’nin 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altina alinmis olan mülkiyet hakki kisiye -baskasinin hakkina zarar vermemek ve kanunlarin koydugu sinirlamalara uymak kosuluyla- sahibi oldugu seyi diledigi gibi kullanma, onun üzerinde tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma imkâni verir (Mehmet Akdogan ve digerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayisiyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sinirlanmasi mülkiyet hakkina müdahale teskil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrica mesru beklenti teskil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici kamu islem ve eylemleri de mülkiyet hakkina müdahale olusturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).

33. Anayasa’nin mülkiyet hakkina müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettigi görülmektedir. Anayasa’nin 35. maddesinin birinci fikrasinda herkesin mülkiyet hakkina sahip oldugu belirtilmek suretiyle mülkten barisçil yararlanma hakkina yer verilmis, ikinci fikrasinda da mülkten barisçil yararlanma hakkina müdahalenin çerçevesi belirlenmistir. Mülkten yoksun birakma ve mülkiyetin kontrolü mülkiyet hakkina müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun birakma seklindeki müdahalede mülkiyetin kaybi söz konusudur. Mülkiyetin kullaniminin kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkinin malike tanidigi yetkilerin kullanim biçimi toplum yarari gözetilerek belirlenmekte veya sinirlandirilmaktadir. Mülkten barisçil yararlanma hakkina müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun birakma ve mülkiyetin kullaniminin kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten barisçil yararlanma hakkina müdahale kapsaminda ele alinmasi gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

34. Basvurucunun yaslilik ayliginin kesilmesi ve 2006-2011 yillari arasindaki dönemde yapilan yaslilik ayligi ödemelerinin basvurucudan geri istenmesi mülkiyet hakkina müdahale teskil etmektedir. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer basvurulari mülkiyetin kamu yararina kullaniminin kontrolüne veya düzenlenmesine iliskin üçüncü kural çerçevesinde incelemistir) (Kuddis Büyükakilli, B. No: 2014/3941, 5/10/2017, § 45; Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 46). Somut olayda da ayni ilkelerden ayrilmayi gerektiren bir durum bulunmamaktadir.

c. Müdahalenin Ihlal Olusturup Olusturmadigi

35. Anayasa’nin 13. maddesi söyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksizin yalnizca Anayasanin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Bu sinirlamalar, Anayasanin sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olamaz.”

36. Anayasa’nin 35. maddesinde mülkiyet hakki sinirsiz bir hak olarak düzenlenmemis, bu hakkin kamu yarari amaciyla ve kanunla sinirlandirilabilecegi öngörülmüstür. Anayasa’nin 13. maddesi uyarinca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykiri olmaksizin Anayasa’nin ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bagli olarak ve ancak kanunla sinirlanabilir. Dolayisiyla mülkiyet hakkina yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düsebilmesi için müdahalenin kanuna dayanmasi, kamu yarari amaci tasimasi ve ayrica ölçülülük ilkesi gözetilerek yapilmasi gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarkan, § 62).

i. Kanunilik

37. Mülkiyet hakkina yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayali olma ölçütüdür. Bu ölçütün saglanmadigi tespit edildiginde diger ölçütler bakimindan inceleme yapilmaksizin mülkiyet hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilacaktir. Müdahalenin kanuna dayali olmasi, iç hukukta müdahaleye iliskin yeterince ulasilabilir, belirli ve öngörülebilir kurallarin bulunmasini gerektirmektedir (Türkiye îs Bankasi A.S. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve digerleri, B. No: 2013/1301,30/12/2014, § 55).

38. Basvurucunun yaslilik ayliginin kesilmesi, 2006-2011 yillari arasinda ödenen yaslilik ayliklarinin geri ödemesinin istenmesi, hakkinda icra takibi baslatilmasi islemlerinin dayanagi olarak 5335 sayili Kanun’un 30. maddesinin ikinci fikrasi gösterilmistir.

39. Anilan mevzuat hükmünün belirli, öngörülebilir ve ulasilabilir oldugu açiktir. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarinin dayandigi gerekçeler ile yukarida belirtilen mevzuat hükmü dikkate alindiginda basvurucunun mülkiyet hakkina yapilan müdahalenin kanunilik ölçütünü tasidigi degerlendirilmistir.

ii. Mesru Amaç

40. Anayasa’nin 13. ve 35. maddeleri uyarinca mülkiyet hakki ancak kamu yarari amaciyla sinirlandirilabilmektedir. Kamu yarari kavrami, mülkiyet hakkinin kamu yararinin gerektirdigi durumlarda sinirlandirilmasina imkân vermekle bir sinirlandirma amaci olmasinin yani sira mülkiyet hakkinin kamu yarari amaci disinda sinirlanamayacagini öngörerek ve bu anlamda bir sinirlama siniri olusturarak mülkiyet hakkini etkin bir sekilde korumaktadir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151,21/4/2016, § 53).

41. Yaslilik ayligi baglandiktan sonra 5335 sayili Kanun’un 30. maddesinin ikinci fikrasinda belirtilen isyerlerinde çalisanlara emekli maasi ödenmemesinin temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunmasi ve devamliliginin saglanmasidir. Bu amacin kamu yararina dönük oldugu açiktir.

42. Sosyal adaletin geregi olarak idarenin tesis ettigi hatali islemi somut olayin kosullarina göre geri alabilecegi veya belli durumlarda kaldirabilecegi hususunda kusku yoktur. Bu tespit hatali idari islemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kisilerin sebepsiz zenginlesmesine yol açabilecegi gibi sosyal güvenlik fonlarina katkida bulunduklari hâlde kanunlardaki kosullari saglamadiklari gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar dogurabilir. Bu durum, sinirli kamu kaynaklarinin uygun olmayan yöntemlerle dagitimina cevaz verilmesi anlamina gelebileceginden kamu yarari ile örtüsmez (Tevfik Baltaci, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 74). Dolayisiyla yaslilik ayligi almaya basladiktan sonra 2006-2011 yillari arasinda Belpa A.S.de çalistigi gerekçesiyle basvurucuya 2006-2011 yillari arasindaki döneme iliskin ödenen yaslilik ayliklarinin geri istenmesinin kamu yarari amacina dayandigi anlasilmaktadir. Bu nedenle müdahalenin mesru bir amacinin bulundugu sonucuna ulasilmaktadir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel Ilkeler

43. Son olarak kamu makamlarinca basvurucunun mülkiyet hakkina yapilan müdahaleyle gerçeklestirilmek istenen amaç ile bu amaci gerçeklestirmek için kullanilan araçlar arasinda makul bir ölçülülük iliskisinin olup olmadigi degerlendirilmelidir.

44. Ölçülülük ilkesi elverislilik, gereklilik ve orantililik olmak üzere üç alt ilkeden olusmaktadir. Elverislilik öngörülen müdahalenin ulasilmak istenen amaci gerçeklestirmeye elverisli olmasini, gereklilik ulasilmak istenen amaç bakimindan müdahalenin zorunlu olmasini yani ayni amaca daha hafif bir müdahale ile ulasilmasinin mümkün olmamasini, orantililik ise bireyin hakkina yapilan müdahale ile ulasilmak istenen amaç arasinda makul bir dengenin gözetilmesi gerekliligini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdogan ve digerleri, § 38).

45. Orantililik ilkesi geregi kisilerin mülkiyet hakkinin sinirlandirilmasi hâlinde elde edilmek istenen kamu yarari ile bireyin haklari arasinda adil bir dengenin kurulmasi gerekmektedir. Bu adil denge, basvurucunun sahsi olarak asiri bir yüke katlandiginin tespit edilmesi durumunda bozulmus olacaktir. Müdahalenin orantililigini degerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir taraftan ulasilmak istenen mesru amacin önemini, diger taraftan da müdahalenin niteligini, basvurucunun ve kamu otoritelerinin davranislarini gözönünde bulundurarak basvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktir (Arif Güven, B. No: 2014/13966,15/2/2017, §§ 58, 60).

46. Orantililik ilkesi degerlendirilirken dikkate alinmasi gereken hususlardan biri de kamu makamlarinin tutum ve davranislaridir. Bu baglamda idarenin iyi yönetim ilkesine uygun hareket etme yükümlülügü bulunmaktadir. iyi yönetim ilkesi, kamu yarari kapsaminda bir mevzu söz konusu oldugunda kamu makamlarinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her seyden önce tutarli olarak hareket etmelerini gerektirir. Bu baglamda idarelerin kendi hatalarinin sonuçlarini gidermeleri ve bireylere yüklememeleri gerekir (Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.S. [GK], B. No: 2015/6728,1/2/2018, § 100; Kenan Yildirim ve Turan Yildirim, B. No: 2013/711,3/4/2014, §68).

47. Idarenin hatali isleminden kaynaklanan mülkiyet hakkina yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadiginin tespitinde idarenin hatali islemi karsisindaki tutumunun yaninda islemin fark edilmesinde geçen süre, hatali islem nedeniyle ödenen paranin tahsil edilmesindeki yöntem, alacaga kanuni faiz gibi yaptirimlarin öngörülüp öngörülmedigi önem arz etmektedir (Tevfik Baltaci, § 71).

(2) Ilkelerin Olaya Uygulanmasi

48. Somut olayda elverislilik ve gereklilik ilkeleri yönünden tartismayi gerektiren bir yön bulunmamaktadir. Asil üzerinde durulmasi gereken, müdahalenin orantili olup olmadigidir. Bu itibarla uygulanan tedbirle basvurucuya asiri ve orantisiz bir yük yüklenip yüklenmediginin tespiti gerekmektedir.

49. Basvurucu ilk olarak yeniden çalismaya baslamasi nedeniyle yaslilik ayliginin kesilmesinden sikâyet etmistir. Anayasa Mahkemesi daha önce benzeri bir sikâyeti mülkiyet hakki yönünden incelemis, genç issizligi sorununun çözümü yönündeki kamu yarari amacinin agirligini dikkate alarak ve ayligi kesilenlerin çalisma süresi sonunda yeniden ayliklarina kavusabilmelerinin mümkün olmasi sebebiyle müdahalenin ölçülü oldugu sonucuna varmistir (Ismail Hakki Bulunmaz, B. No: 2014/2960, 4/10/2017, §§ 68-75). Somut olayda da yaslilik ayliginin kesilmesi yönünden bu ilkeden ayrilmayi gerektiren bir durum bulunmamaktadir.

50. Basvuru konusu olayda, yaslilik ayligi tahsisi talebinde bulunan basvurucuya SGK tarafindan 15/3/2002 tarihinden itibaren aylik baglanmistir. Daha sonra basvurucunun Belpa A.S.de 6/5/2006 tarihinden itibaren çalismaya basladigi gerekçesiyle 21/9/2011 tarihinde yaslilik ayligi kesilmis ve basvurucudan yapilan ödemelerin iadesi istenmistir. Bu kapsamda basvurucu aleyhine 60.455,90 TL asil ve 14.199 TL faiz alacagi için icra takibi baslatilmistir. Basvurucunun itirazi ile duran takibe karsi SGK tarafindan açilan itirazin iptali davasinda davanin kabulüne karar verilerek itirazin iptaline ve takibin kaldigi yerden devamina karar verilmistir. Kararin kesinlesmesinden sonra SGK’nin 11/4/2016 tarihli yazisindan basvurucunun 21/6/2009 tarihine kadar anilan Sirkette çalistigi açiklanarak 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasindaki dönemde yersiz ödenen ayliklar için yeniden borç kaydi olusturulacagi belirtilmistir. Basvuru tarihinden sonra yeniden düzenlenen borç kaydina iliskin olarak SGK’dan gönderilen yazidan 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasindaki dönem yönünden 32.033,97 TL asil ve 10.531,58 TL faiz alacagi olmak üzere toplam 42.565,55 TL borç kaydi olusturuldugu ve basvurucudan tahsil edildigi anlasilmistir. Dolayisiyla 2006 ile 2009 yillari arasi ödenen yaslilik ayliklarinin iadesi yönünde islem tesis edildigine göre basvurucunun 2009 sonrasi dönem için yaptigi sikâyet de yerinde degildir.

51. Anayasa Mahkemesi, daha önce çesitli kararlarinda yersiz olarak ödendigi anlasilan sosyal güvenlik ödemelerinin iadesi ile ilgili ilkeleri ortaya koymustur (Fatma Ülker Akkaya, §§ 49-60; Tevfik Baltaci, § 79; Ugur Ziyaretti, B. No: 2014/5724,15/2/2017, § 76). Bu baglamda söz konusu kararlarda, basvurucularin ana paranin yaninda faiz ödemekle de yükümlü kilinmis olmalarinin kusurlu davranislariyla orantisiz bir külfet yüklenmeleri sonucunu dogurdugunu belirterek müdahalenin ölçülü olmadigi sonucuna ulasilmistir (Fatma Ülker Akkaya, § 59; Tevfik Baltaci, § 79; Ugur Ziyaretti, § 76).

52. Kanunu bilmemek mazeret sayilamayacagindan basvurucunun 5277 sayili Kanun’un 25. maddesinin (f) fikrasinin ikinci paragrafi ile 5335 sayili Kanun’un 30. maddesinin yürürlüge girmesinden sonra kendisine yapilan ödemelerin hukuka aykiri oldugunu bilmesi gerekmektedir. Anilan düzenlemenin yürürlüge girdigi tarihten sonra Belpa A.S.de çalismaya baslayan basvurucunun kendisine yaslilik ayligi ödenmeye devam edilmesi nedeniyle bunu idareye bildirmesi iyi niyet ilkesinin bir geregidir. Söz konusu düzenlemelere ragmen basvurucunun bu tarihten sonra yapilan yaslilik ayligi ödemelerini hiçbir uyarida bulunmaksizin kabul etmeye devam etmesi iyi niyetli bir bireyden beklenebilecek bir davranis degildir. Dolayisiyla basvurucunun kusurlu oldugu açiktir (benzer yöndeki degerlendirmeler için bkz. Ugur Ziyaretli, § 71).

53. Buna mukabil Belpa A.S.de çalisan basvurucunun maasindan destek primi kesintisi yapilmistir. Dolayisiyla maasindan destek primi kesintisi yapilan basvurucunun 5335 sayili Kanun kapsaminda kalip kalmadiginin tespiti SGK’nin görevidir. Idare, söz konusu denetim ve inceleme görevini yerine getirmedigi gibi basvurucuya izafe edilemeyen bu kusuru sonucu olusan islemindeki hata unsurunu yaklasik alti yil sonra fark ederek anilan islemin iptali yoluna gitmistir. Diger taraftan basvurucuya ödenen yaslilik ayliginin yersiz oldugunun tespit edilmesinde geçen yaklasik alti yillik süre oldukça uzundur. Bu süre boyunca hatali islemin varliginin tespit edilebilmesini temin edecek ve basvurucuya ödenmeye devam edilen yaslilik ayliginin kesilmesi sonucunu doguracak gerek kurum içi gerekse kurum disi bir denetim faaliyetinin ya hiç ya da yeterli düzeyde gerçeklestirilmedigi anlasilmaktadir. Dolayisiyla olayda idarenin de kusurlu oldugu açiktir.

54. Somut olayda idarece hatali olarak ödendigi tespit edilen ana para tutarinin iadesinin talep edilebilecegi hususunda kusku bulunmamaktadir. Aksi durumun basvurucunun sebepsiz zenginlesmesine yol açabilecegi ve sosyal adaletle bagdasmayacagi açiktir. Buna karsin alacagin basvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Olayda, basvurucuya ödenen 32.033,97 TL tutarindaki yaslilik ayliklarinin yaninda 10.531,58 TL kanuni faizin tahsil edildigi görülmektedir. Üstelik söz konusu tutar taksitlerle ödendigi hâlde pesin olarak tahsil edilmeye çalisilmistir. Davali idarenin de kusurunun bulundugu gözetildiginde basvurucunun ana paranin yaninda 10.531,58 TL tutarindaki faizi ödemekle yükümlü kilinmasi basvurucunun kusurlu davranisiyla orantisiz bir külfet yüklenmesi sonucunu dogurmaktadir.

55. Sonuç olarak basvurucunun 5353 sayili Kanun kapsaminda yeniden çalismaya baslamasi nedeniyle yaslilik ayliginin kesilmesi yönündeki müdahalenin içerdigi mesru amacin dayandigi kamu yarari ile karsilastirildiginda ölçülü oldugu degerlendirilmistir. Bununla birlikte basvurucuya yersiz olarak fazladan ödendigi anlasilan yaslilik ayliklarinin yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesinin -özellikle kamu makamlarinin kusurunun agirligi da gözetildiginde- basvurucuya sahsi olarak asiri ve olagan disi bir külfet yükledigi, bu sebeple söz konusu müdahaleyle kamunun yarari ile basvurucunun mülkiyet hakkinin korunmasi arasinda kurulmasi gereken adil dengenin basvurucu aleyhine bozuldugu sonucuna ulasilmaktadir. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer diger basvurularda da ayni sonuca varmistir (Ugur Ziyaretti, §§ 40-79; Tevfik Baltaci, §§ 36-80).

56. Açiklanan gerekçelerle Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alinan mülkiyet hakkinin ihlal edildigine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayili Kanuii’un 50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayili Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargilama Usulleri Hakkinda Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numarali fikralari söyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, basvurucunun hakkinin ihlal edildigine ya da edilmedigine karar verilir. Ihlal karari verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararindan kaynaklanmissa, ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmayan hâllerde basvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açilmasi yolu gösterilebilir. Yeniden yargilama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda açikladigi ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldiracak sekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. ”

58. Bireysel basvuru kapsaminda bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildigine karar verildigi takdirde ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirildigindan söz edilebilmesi için temel kural, mümkün oldugunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin saglanmasidir. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulmasi, ihlale konu kararin veya islemin ve bunlarin yol açtigi sonuçlarin ortadan kaldirilmasi, varsa ihlalin sebep oldugu maddi ve manevi zararlarin giderilmesi, ayrica bu baglamda uygun görülen diger tedbirlerin alinmasi gerekmektedir (Mehmet Dogan [GK], B. No: 2014/8875,7/6/2018, § 55).

59. Ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yapilmasi gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynaginin belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve islemler, yargisal islemler veya yasama islemlerinden kaynaklanabilir. Ihlalin kaynaginin belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakimindan önem tasimaktadir (Mehmet Dogan, § 57).

60. Ihlalin mahkeme kararindan kaynaklandigi durumlarda 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (2) numarali fikrasi ile Anayasa Mahkemesi Içtüzügü’nün 79. maddesinin (1) numarali fikrasinin (a) bendi uyarinca kural olarak ihlali ve sonuçlarini ortadan kaldirmak için yeniden yargilama yapilmak üzere kararin bir örneginin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir. Bu durumda anilan kanun hükmü uyarinca benzer usul hukuku kurumlarindan farkli olarak yargilamanin yenilenmesinin gerekliligi hususundaki takdir derece mahkemelerine degil ihlalin varligini tespit eden Anayasa Mahkemesine birakilmistir. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararinda belirttigi dogrultuda ihlalin sonuçlarini gidermek üzere gereken islemleri yapmakla yükümlüdür {Mehmet Dogan, §§ 58-59).

61. Somut olayda basvurucu, yeniden yargilama yapilmasina karar verilmesi talebinde bulunmustur.

62. Anayasa Mahkemesince yapilan inceleme sonucunda basvurucunun emekli olduktan sonra 5335 sayili Kanun kapsaminda bir sirkette çalismasindan dolayi sirkette çalistigi süre içinde ödenen yaslilik ayliklarinin faiziyle birlikte iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkinin ihlal edildigi sonucuna varilmistir. Iptal islemi idare tarafindan yapildigina göre ihlalin kaynagi idari bir islemdir.

63. Bununla birlikte basvuru öncesinde basvurucu tarafindan takibe itiraz edilmis, SGK tarafindan itirazin iptal edilmesi için dava açilmis, derece mahkemelerince davanin (faiz yönünden de) kabulüne karar verilmesi ihlalin giderilmemesine yol açmistir.

64. Bu durumda mülkiyet hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmasinda hukuki yarar bulunmaktadir. Yapilacak yeniden yargilama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farkli ve bireysel basvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayili Kanun’un 50. maddesinin (2) numarali fikrasina göre ihlalin ve sonuçlarinin ortadan kaldirilmasina yöneliktir. Bu kapsamda yapilmasi gereken is, öncelikle yeniden yargilama karari verilerek hak ihlaline yol açan mahkeme kararinin ortadan kaldirilmasindan ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulastiran nedenleri gideren, ihlal kararinda belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararin bir örneginin yeniden yargilama yapilmak üzere Ankara 15. Is Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. Ayrica benzeri ihlallere yol açilmamasi bakimindan kararin bir örneginin de bilgi edinilmesi için ilgili idareye gönderilmesi gerekir.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan olusan yargilama giderinin basvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açiklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkinin ihlal edildigine iliskin iddianin KABUL EDILEBILIR OLDUGUNA,

B. Anayasa’nin 35. maddesinde güvence altina alman mülkiyet hakkinin IHLAL EDILDIGINE,

C. Kararin bir örneginin mülkiyet hakkinin ihlalinin sonuçlarinin ortadan kaldirilmasi için yeniden yargilama yapilmak üzere Ankara 15. Is Mahkemesine (E.2014/1603, K.2015/611) GÖNDERILMESINE,

D. 239,50 TL harçtan olusan yargilama giderinin BASVURUCUYA ÖDENMESINE,

E. Ödemelerin, kararin tebligini takiben basvurucunun Hazine ve Maliye Bakanligina basvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasina, ödemede gecikme olmasi hâlinde bu sürenin sona erdigi tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAIZ UYGULANMASINA,

F. Kararin bir örneginin bilgi için Sosyal Güvenlik Kurumuna GÖNDERILMESINE,

G. Kararin bir örneginin Adalet Bakanligina GÖNDERILMESINE 7/11/2019 tarihinde OYBIRLIGIYLE karar verildi.

Baskan Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye Burhan ÜSTÜN
Üye Hicabi DURSUN
Üye Yusuf Sevki HAKYEMEZ
Üye Selahaddin MENTES